Haberler / Duyurular

Kravatlı yağmacılar suçlaması

Türkiye’nin en büyük servis ağının kurucusu Abdürrahim Albayrak, İstanbul’daki selde en zor günlerini yaşayan isimlerden biriydi. Şirketi Altur, selden çok büyük zarar gördü. Ayamama Deresi’ne 200 metre uzaklıktaki şirketin zararını 215 araba, 10 bin lastik olarak özetleyen Albayrak, “Çok sayıda aracımız var kiralık, onların lastikleri buradaydı.

Boyalar, yağlar, yedek parçalar, 2 adet araba boyama fırını vardı. Hepsi bozuldu. Akla gelebilecek her şey gitti ama Allah’ın sevdiği kuluyum, can kaybı olmadı. Arabanın 2010-2011 modeli var ama insanın yok” diye konuştu.

Abdurriahim Albayrak Vatan gazetesi'nden Elif Ergu'ya verdiği röportajda çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Türkiye’nin en büyük servis ağının, Altur’un kurucusu Abdürrahim Albayrak, geçtiğimiz hafta hayatının en zor günlerini yaşadı. Galatasaray camiasının en renkli kişiliklerinden biri olan Abdürrahim Albayrak’ın şirketi de sel felakatinden büyük hasar gördü. Servis ağının yanısıra Volkswagen marka binek ve ticari araç bayii olan Albayrak’ın şirketi Ayamama Deresi’ne 200 metre uzaklıkta. Sel felakatinin başladığı dakikalarda binada 600 çalışanıyla birlikte olan Abdürrahim Albayrak’la konuştum.

Çok geçmiş olsun. Gördüğüm kadarıyla kısa zamanda toparlanmış bina...

Çok büyük bir felaket yaşadık. Biz 6 günde bu kadar toparladık, inan 15 günde bu kadar toparlayamazdı kimse. Sel felaketinin başladığı andan itibaren ben personelime cesaret verdim. O dakikaları anlatmam mümkün değil. Herkes merdivenlerde, herkes koşuyor, dışarıda insanlar kaçıyor, arabalar, otobüsler sele kapılmış... O gece personele moral olsun diye şirketin son 2 katına elektrik verdirdim. Altur yazılarını açtırdım. O saatlerde dışarıda bekleyenler de vardı. Alkış koptu. İnsanlar şirketin ayakta olduğunu gördü.

Binanın alt katları, tamirhane bölümü sular altında kaldı, dışarıdaki araçlar sulara kapıldı. Bütün her şey gidiyor diye düşündünüz mü? Neler hissettiniz?

Çölde gibisin. Çaresizlik içinde ekibinle bir şeyler yapmaya çalışıyorsun. Bu binanın altında 5 bin metrekare 2 kat var ve iki kat tamamıyla sular altındaydı. 10 tane su çekme motoru aldık, o motorları buraya getirdik ve suları çekmeye başladık. Tamirhane tamamıyla su altında olduğu için çok korkuyordum.

'Personel sular altında kaldı’ diye mi?

Evet. Kaç bin ton su oldu artık bilemiyorum. Alt katlarda 180 kişi çalışıyor. Nasıl bir şey biliyor musun, görmeden anlatılacak gibi değil. Biraz önce ne hissettiniz? dedin. Ben Rize çocuğuyum. Dere kenarında büyüdük. Orada da sel olurdu ama bu başka bir şey. Çığ gibi. Bir deniz patladı. Yağmur suyu birikmiş filan değil. Arabalar birbirine vuruyor, TIR’ları biliyorsun. Havaalanının ana damarı sular altında. 48 saat kapalıydı yol. Her yer harabeye döndü. Çığlıklar, insanların kaçışı felaketti.

Yukarılardan toplana toplana gelen arkası bitmeyen bir su. Biz Ayamama Deresi’ne 200 metre uzaklıktayız. Bize dereden değil anayoldan su geldi.

3 gün uyuyamadım

Sizin binanıza da sığınanlar oldu değil mi?

Evet. İnsanların bağırması beynimin içinde. Çaresiz biçimde insanların arabalarını bırakıp kaçması, çaresizlik içinde koşuşturmalar... Derenin içinde biri gözümün önünde gitti, bir şey yapamadım. 3 gün uyumadım, o adamın sesi kulağımda hep, hâlâ uyuyamıyorum. Araba yolu deniz olmuş, korkunç bir renk. Bence buradan görünen manzara Haliç’ten büyüktü. Rengi korkutucuydu ve sürekli akıyor, durmuyordu.

Bir yardım aldınız mı?

Bir profesör arkadaşım var, ilaç verdi.

Sizi televizyonda izledim. Kimseyi suçlamıyorsunuz. İhmal yok mu?

Hiç kimseyi suçlamamak lazım. Birden oldu. Biz burada çok yağmur gördük. Burada yeni arabalarımıza zarar veren dolular gördük, bu başka bir şeydi.

Yol daha önce kapansa, TIRparkı boşaltılsa...

Allahıma şükürler olsun bu bir saat sonra olsa ölü sayısı 10 kat fazla olurdu. İnsanlar yeni binaya girmişti. Yolda olsalardı çok fena olurdu. Altur’da 8 bin kişi çalışıyor ama bu binada 600 kişi var. Hepsi hızla merdivenlere koştu, üst katlara çıkabildiler. Çevredeki bütün binalarda herkes perişandı. Silahlı Kuvvetler’den Allah razı olsun, 1.100 kişiyi helikopterle kurtardılar.

Kaç saat sonra yardım alabildiniz?

Akşam saatlerine doğru. Buraya kimse giremedi, yalnızca helikopterler vardı. Daha sonra itfaiye girebildi. Balıkadamlar çok çalıştı. Kaçacak bir yer de yok. Her taraf da su içinde. Tutunacak dalın yok. Bugün burada 2 ceset bulundu. İnsan boyu çamur var hâlâ. TIR’ları, otobüsleri alt üst eden sel her şeyi götürdü. Bizim buraya sabah erkenden gelen arkadaşlarım vardı. Sahura kalkıp geliyorlardı, onlar işe girmemiş olsalardı büyük felaket olurdu. Buradan 3 gün su çektik. 3’üncü gece sudan kimse çıkmayınca dünyalar benim oldu. İnsanlar ekmek kazanmak için geliyorlar işe, buraya ekmek kazanmak için gelen birini tabutta eve göndermek kadar zor bir şey olamaz. Birine bir şey olmadı.

Kaç araba vardı?

125 yeni araba vardı. Arabaların toplamı da 215’di. Hasar gören, pert olan 215 araba oldu. 10 bin oto lastiği pert oldu. Bizim çok sayıda aracımız var kiralık, onların lastikleri buradaydı. Boyalar, yağlar, yedek parçalar vardı. 2 adet araba boyama fırını vardı. Onlar su gördü ve bozuldu. Akla gelebilecek her şey gitti. Samimi ve net söylüyorum, Allahın sevdiği kuluyum can kaybı olmadı burada. Düşmanıma dahi böyle bir gün nasip etmesin Allah.

Personelim aşılandı

Kaç yıldır bu binadasınız?

Biz 15 yıldır bu binadayız.

Daha önce su basmış mıydı?

Hayır. Hatırlarsın, Sabah’ın eski binasını su bastığı dönemi. O yağmur şimdiki gibi değildi. Bu otobanı kapatacak kadar büyük bir sudan bahsediyoruz. Görmeden anlamak mümkün değil. Psikolojim bozuldu.

Kadir Topbaş’la görüştünüz mü? Bundan sonra ne yapılacak?

Aradı, geldiler. Vali Bey de geldi. Burada 10 bin belediye işçisi vardı. Tüm İstanbul’un makineleri buradaydı. Ama o kadar çok şey vardı ki yolda, ben bu yolun bir daha düzeleceğini düşünemezdim. 2 gün içinde topladılar yolu. Ben bir tanker tuttum su çekmek için. Günde 4 bin lira aldı.

Vurgunculuk bu sanırım...

Vurgunculuk, normalde bu fiyatta olur mu? Her yer fare doluydu. Dün bütün personel aşılandı. İki gündür aşılar yapılıyor. Bina ilaçlanıyor. Sonradan acısı çıkmasın.

Malum ekonomik krizin en çok etkilediği sektörlerden biri otomotiv. Siz işçi çıkardınız mı kriz döneminde? Bundan sonra çıkaracak mısınız?

Biz hiç işçi çıkarmadık. Ben çalışanımı severim. 32 yıllık şirketim. Benimle 30 yıldır çalışan vardır. Ben emekli olana bile ’Git’ demem, kendisi isterse gider. Yolsuzluk, hırsızlık yapmadıysa benimle birlikte olur. Vefa başka bir şeydir. Onlar benim için kalktı sabahları, benim daha zengin olmam için çalışmışlar. Bir şoförüm yüzmeyi bilmiyor arabanın üzerine çıkmış, yüzmeyi bilen bir şoför atladı suya, ikisi birden gidecek diye korktum, Allah’tan botla kurtardılar ikisini de.

Mesut Yılmaz moral vermek istedi, 4.5 saat havada kaldı

Abdürrahİm Albayrak, selden sonra birçok dostunun aradığını, ziyarete geldiğini anlattı. Bunlardan biri eski başbakanlardan Mesut Yılmaz... Albayrak, “Mesut Yılmaz, felaketle mücadele ettiğimiz dakikalarda helikopterle bize moral vermeye gelmek istedi. 4.5 saat havada kaldı. Ancak izin alamadı. Çünkü askeri helikopterler sürekli Atatürk Havaalanı’yla irtibatlıydı, çok yoğundu hava trafiği, Mesut Bey’in helikopterinin bizim binaya inmesine izin vermediler. Sağolsun Mesut Bey gibi çok dostumuz aradı. Ziyarete geldi. Kolay unutulacak bir felaket değil” dedi.

Kravatlı yağmacılar vardı sele kapılsam ceketimi alıp gidecekler sandım

Burada çok da yağma oldu? Siz şahit oldunuz mu?

Üzüntü verici, insanlığın yüz karası. İnanılmaz çirkin insanlar yağmacılık yaptı. Kravatlı adamlar, yanında bir kadın, çocukları yağmacılık yapıyorlar. Adamların çoğu organize geldi. Çok fenaydı. Kravatlı adama, ’Utanmıyor musun?’ diye bağırdım. Tabak çanak taşıyorlardı.

Polisler gelmedi mi?

Polisler geldi. Motorlu genç polislere bile kafa tuttular. Polisler biber gazı sıkıyor, onlar kafa tutuyor. Gözleri dönmüş, hain insanlar. Din, iman, vicdan yok. ’Sen kimse seni görmüyor sanıyorsun, yukarıda Allah seni görüyor’ diye bağırdım, umursamadılar. Allah korusun sele kapılıp gitsem, üzerimdeki kıyafetleri alır giderler, diye düşündüm. Biz kısa zamanda iletişim sistemimizi düzelttik, elektiği yaptırmak istedik. Trafoya kablo giriyor çıkış yok. Hırsızlar bütün kabloları çalmış. Trafonun kablolarını bile çalmışlar. Sel felaketinden felaket olan insanlığın iflas etmesiydi.

Vali ve belediye başkanıyla bunları paylaştınız mı?

Dün istanbul’un yöneticileriyle iftar yaptık. ’Şu yağmacılardan birilerini yakalayın da ibret olsun’ dedim.

Sigortalı değil mi burada her şey?

Evet ama o da para. Bunca mal gitti. Milli servet gitti. Biz Novartis’e yeni arabalar hazırlamıştık, herkesin adı ve soyadına göre plakalar almıştık. Türkiye’de bu arabalardan yok. 2010 model, kısıtlı var piyasada. Onların da tümü gitti. Ama tekrar ediyorum, hiç önemli değil. Arabanın 2010-2011 modeli var ama insanın yok.

 

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12519926.asp



» Diğer Duyurular